Bayramda Meserret Kimin Payı ?

Son buluşmamızda size sormuştum; mutlu musun?
Yazıyı okuyanlar, beni de üzen ve mutlu eden cevaplar verdiniz . Elektrik faturasını gönderenler mi istersiniz , oğlunun ara karnesini , nişan yüzüklerini, tahlil sonuçlarını , kedisini , market fişini paylaşanlar mı?
Yalnız, bir mesaj beni çok üzdü . Evli bir öğrencim çok seyrek gördüğü oğluna hasretini anlatmış ve keşke hocam .. demiş . imkanım olsaydı da ...

İşte mucize o anda başladı . Ben bu mesajı okuduktan sadece saatler sonra ABD ‘den, melek kalpli bir anneden gelen para , öğrencimin hesabına yatmıştı bile ! Anne oğulun kavuşmasını ve birlikte geçirdikleri mutlu saatleri varın siz tahmin edin .
Kelebek etkisi başlamıştı bir kere ve bu kez pırlanta kalpli bir dostumdan geldi destek .
Benim güzel iki kız öğrencim , içine şiir yazıp verdiğim kırmızı zarfları sevinçle aldılar ve usulca yürüdüler okul yolundan otobüs durağına ...
Ben onları seyrederken bir ses fısıldıyordu kulağıma :

Bir yol başlıyor gibi, ümitli, rahat.
Tanrım! bu sabah içim senin eserin:
İyilik, teselliler, merhamet, şefkat..
İçimde bir sabahın, o kadar serin... ( Z. O. Saba )
**
İyilik serinlik veren bir yoldur ve istediğiniz gibi yürüyebilirsiniz o yolda . İyiliği istediğiniz yerde taşıyabilirsinizde sevgili dostlar .
Cebinizde , avcunuzda, çantanızda , kalbinizde , askıda!

Askıda .. ifadesini ilk kez 90’larda Ankara Kızılay ‘da bir kafenin vitrininde görmüştüm .
Askıda Kahve.
Oturdun br kahve içtin, çıkarken de bir kahve parası bırakıyor ve askıya diyorsun .
Kahve alacak parası olmayan biri kafeye gelip masaya oturup “askıda bir kahve “deyince de kahvesini bedava içmiş oluyor. İlginç gelmişti bana , enteresan olan bedava çay , çorba değil de kahve olmasıydı .
Peki neden çay , sahlep , boza değil de askıda kahve ?
İtalya ‘da kahve içmek öyle lüks ya da şatafat göstergesi değil sıradan bir şeydir ve bu gelenek ilk orada başlar . Bir Napoliten geleneği olan askıda kahve hızla dünyaya yayılır , askıda baget, askıda ekmek , askıda çorba gibi farklı biçimlerde ortaya çıkar .
Mesela ABD’de bir kitapçı , kitap alacak parası olmayan öğrenciler için askıda kitap başlatır.
Bulgaristan , İspanya , Belçika , Almanya gibi ülkelerden sonra Türkiye ‘ye de gelir askıda ama askıda kahveden çok askıda ekmek ilgi görür .

Ben de askıda ekmeği ilk defa Sapanca’da bir fırının camında gördüm 2002’ de . Silik, zar zor okunan bir yazı. Hala duruyor mu diye yavaşlar bakarım : duruyor...
Zamanla askıda ekmek iyice yaygınlaştı öyle ki ilk yıllardaki kağıt makbuzun yerini şimdilerde duvardaki elektronik numaratör aldı.
Hemen şu az ötedeki fırın mesela ... Bir pide ya da ekmeği askıya bırakmak istediğinizde düğmeye bir kez basınca numara değişiyor 167 - 168 oluyor , ne mutluluk !
Ondan az ileride belediyenin ekmek büfesi . Askıya ekmek bırakabiliyor muyuz ? deyince evet demişti görevli . Orada bir sayaç vb yok ama sanırım ayrı bir kasaya koyuyor parayı ve isteyene bedava ekmek veriyorlar .
Keşke sadece ekmekle bitse mesele ama ne yazık ki tek sorun ekmek değil . Askıda fatura , askıda kitap , askıda iftar ve askıda bilet.
Evet askıda bilet ! Tren ve otobüs biletlerine gelen zamdan sonra evinde bayram hayalini askıya alan gençler var .Mübarek bayrama saatler kala bilet parası olmadığı için memleketlerine gidemeyen öğrencilerimiz var .
Van , Artvin , Uşak , Mardin , Samsun , Çorum ... Annesinin dolmasını , halasının baklavasını özleyen, aylar sonra kardeşleriyle bayram kahvaltısında buluşmak isteyen ama gidemeyecek gençler ...

Bayramdan sonra en az altı - yedi hafta daha misafirimiz olacak gençleri bu bayram evlerine gönderelim , onlar da sıcacık yuvalarında bayram mutluluğu yaşasınlar . İşte onlar için “askıda bilet “ kampanyasını düzenleyen belediyeler ve STK ‘ları yürekten kutluyorum.

Bayramı kutlarken, şekerlerimizi yerken lütfen bu şehirdeki misafirlerimizi de düşünelim . Apartmanımızdaki öğrenci evlerinde , sokağımızdaki yurtlarda , pansiyonlarda kalan yavrularımızdan bu bayram , yemeğimizi , çikolatamızı , harçlığımızı ve şefkatimizi esirgemeyelim .

Bayram önce kalbimize gelsin. İyilik ve güzellikle gelsin ki sadece bizim değil bütün ülkenin bayramı olsun . Mübarek bayramlarda aslolan iyilik ve paylaşmaktır .Zamanımızı , sevgimizi , paramızı paylaşalım .
Dilersiniz huzurevindeki yaşlıları ziyaret edin , isterseniz hasta ya da engellileri , kimsesiz çocukları , yalnız bir komşuyu...
İyilik , kapısı , çiti , çatısı olmayan , uçsuz bucaksız bir cennet bahçesidir ve dileyen kolayca girebilir dostlar .
Hayata gelmiş her canlı sevgiyi , mutluluğu hak eder hele çocuklar !
Hani , Tevfik Fikret, oğlu Haluk ‘a seslenir ya şiirinde :
“Meserret çocukların, yalnız çocukların payıdır!
diye.. .
Ben öğrencilerimi çocuğum gibi görüyor , onları çok seviyor ve en çok da onları mutlu görmek istiyorum .
Gelecek gençlerinse meserret de gençlerin payı diyorum .

Bayrama saatler kala , yüreğimizin bir köşesi ahirete göçenlerin acısıyla yanarken bir yanında da bayram çocuğu sevinci yok mu?
Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum , kalbinizdeki o güzel çocuğu gözlerinden öpüyor ve soruyorum ;
Peki ya siz , sizce bu bayram meserret kimin payı ?


Meraklısına Notlar :

1/ Değerli üstad Doğan Hızlan ‘ın da köşesinde anlattığı ve bir Türk’ün başından geçen hikayeyi hatırlayalım :
“İtalya'da Napoli'nin kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar'da, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri, barmene, due caffee, uno sospenso (İki kahve, biri askıda) dedi, iki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti. Barmen de tezgáhın üzerinde çakılı çiviye bir küçük káğıt astı.
Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da due caffee, uno sospenso (iki kahve biri askıda)dediler, üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Barmen çiviye bir küçük káğıt daha astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu. Bir süre sonra kahveye üstü başı eski püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmene un caffee sospenso (askıdan bir kahve)dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çekti gitti. Barmen ise tezgáhın üzerindeki çiviye taktığı káğıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöp kutusuna attı.
Bu bir İtalyan toplumsal terbiyesi idi.
Kahveyi ikram ettikleri kişiyi görmedikleri için onlar daha mutlu oluyor, kimden geldiğini bilmediği bu ikram da içeni huzurlu kılıyor.
İçeri giren yoksul kişinin de askıda kahve var mı sorusunu sormasına gerek kalmıyor çünkü kağıt orada asılı.'' (www.hürriyet.com)
2/ Tevfik Fikret Tevfik Fikret (24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915), şair ve öğretmen . ( https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Tevfik_Fikret)
3/ Meserret :Sevinç ( https://sozluk.gov.tr)
4/ Ziya Osman Sa cumhuriyet dönemi şair ve yazarı (30 Mart 1910- 29 Ocak 1957, İstanbul). Ben

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zuhal Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söz Sakarya Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söz Sakarya hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söz Sakarya editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söz Sakarya değil haberi geçen ajanstır.



Anket En çok hangi AVM'yi tercih ediyorsunuz?